Blog

Kusurlu Güzelliğin Wabi-Sabi ile Tasarıma Yansıması 


Doğallığa geri dönüşün başladığı günümüzde içeriğini bildiğimiz her şey bize daha çok cazip geliyor. Teknolojinin sağladığı kolaylık ve sunilik hayatımızı karmaşadan kurtarırken, ne yazık ki özümüzü unutmamıza sebep oldu.  El emeğini yok saymamız bir yana, kalıplaşmış görsellik algıları zihinlerime biz istemesek de yerleşti.  


Tamda bu bağlamda geriye dönüş furyası tam bir kasırga gibi her sektörü kuşatırken, güzellik anlayışına olan bakış açımızı sorgulamamıza sebep oldu. Öze dönüş her kültürde farklı kapılar açarken, absorbe edilmemiş yaşama şekillerine olan inancımızı tazeledi.  


Bir Japon Felsefesi olan Wabi-Sabi, bu güne değin soyutlaştırdığımız güzellik alışkanlıklarımızı, yaşam standartlarımızı hatta dekorasyon fikirlerimizi bile derinden sarsacak yeni ilhamlar bahşetti. Nedir bu Wabi-Sabi derseniz kısaca bir özet geçelim.  


Mükemmelliğin ve yeniliğin gardını savunan Batı kültürüne inat doğallığın, sadeliğin ve kusurların benimsenmesini savunan Wabi-Sabi bir nevi kusurları kucaklama sanatı olarak adlandırılabilir.  Gösterişsiz, sadeliğiyle varlığını savunan, eksiklikleriyle bile güzel olmayı başarabilen var oluşun üç simgesinin bir araya gelmesiyle oluşan bu felsefe bizlere özümüzü sevmemizi dikte ediyor. 


Nesneler de olmak üzere insanlarında kusurlarını severek, mütevazi olmayı hedefleyen bu akımda şaşalı şeylere yer yok.  Kusurlu olarak tanımlanan eşyalarınızda, kıyafetlerinizde, beğenmediğiniz her cisimde sizi etkileyebilecek bir güzellik arama isteği uyandıracak.  Olduğu sevmenin, yeni fikirlere açık olmanın, doğanın nimetlerini değiştirmeye kalkmadan kabullenmenizi sağlayacak.  


Her şey topraktan geldiği gibi şekilde abartıya kaçmadan, belli kurallarla çevrilmeden olabildiğine yalın haliyle benimseme.  Hayatınıza adapte edeceğiniz Wabi-Sabi ile dekorasyonda işlevsellik her zaman ilk önceliğiniz olacak, standart seçenekler yerine size hikayesini fısıldayan eşyaları sahipleneceksiniz.  


Doğal dokunuşlu nesneler sizlere sadeliğin ne kadar hoş ve güzel olduğunu gösterecek.  Tıpkı Buldans koleksiyonlarındaki kumaşların dokumasının yumuşaklığı, üzerindeki yaşanmışlığı ve azmi gibi!